Anasayfa  
Haberler  
Radyolar  
Televizyonlar  
Resim & Melodi  
Sohbet  
Forum  
 
İletişim


  Müzik Haber
 


Deniz Arcak yeni albümle 'dönecek'
// Röportaj

Türk pop müziğinin ilginç ve farklı seslerinden Deniz Arcak, her zaman için gözlerden uzak bir hayat sürdü. Dört albüm çıkarmasına, televizyonlarda sunuculuk yapmasına rağmen popüler olmayı tercih etmeyen Arcak, söz yazıp beste yapmaya da başlamış.

Ancak hazırlığını yaptığı albümdeki her şeyden vazgeçerek yeniden kollarını sıvayan şarkıcı, uzun zamandır ilgi duyduğu tasavvuftan yeni yayınlayacağı farklı albüm için sözler devşiriyor. Bunun pek reklamını yapmasa ve duyulmasını istemese de, "Divan-ı Kebir'in bir bölümünden ve rubailerden söz yazıp bestelemeye çalışıyorum. Ancak o kadar büyük bir şey ki elimi değdirmeye korkuyorum." diyen Arcak, tasavvufla kafasındaki tüm sorulara cevap bulduğunu kaydediyor.

Deniz Arcak, her yediği ayvadan bir ısırık alıp bırakan birisi. Dansöz ve veteriner olma isteği dışında tiyatrocu, fotoğrafçı, dublajcı, TV sunuculuğu ve hatta çocuk tiyatrosunda mandalina bile olmuşsunuz. Mesleklere karşı bir maymun iştahlılığı mı söz konusu?
(Gülüyor) O kadar açık bir yanım var ki, tek şeyle yetinemiyorum. Aynı anda birkaç şey birden yapmam gerekiyor. Maymun iştahlılığım Allah vergisi. (Gülüşmeler) Natura böyle!

Naturayı bilmem ama bunlar yengeç burcunun özellikleri; sabit olamamak, değişkenlik... Burcunuzu haksız çıkarmamak için mi bunca çaba, yoksa hayata tutunmak için sahte anestezler mi bunlar?
(Gülüyor) Sahtelik sinir ve illet olduğum bir kavram. Onun için çok fazla barındırmıyorum sahteliği. Siz bana nasıl bir ayna tuttunuz böyle? (Telefonu çalıyor.Başlıyor konuşmaya: Merhabaaa. Ben sizi aradım ulaşamadım. Estağfirullah ya, birbirimizin halinden anlamayacağız da n'apıcaz diye düşünüyorum. Süper süper. Türkiye sizinle gurur duysun. Tamam siz arayın beni. Ben ulaşamayınca onur kırılması yaşıyorum. Eyvallah.)

Müzik, şapkanızdan çıkan son tavşan mı?
Ölene dek yolu var. Tavşanların da ölene kadar. Ama müzik benim için önemli bir müessese.

Müessese? Aile yeriniz var mı efeniimmm?
(Gülüyor) Tabii olmaz mı? İnsanın kendini ifade edebildiği yer doğru yerdir ya, ben sahne üzerinden çok hoşlanan birisiyim...

Müzik 38'e dek sizle yürüyen yegane şey. O mu sizi terk etmedi, siz mi ona tutundunuz?
Karşılıklıydı. Bir şeylere tutunmayı becerebilen birisi değilim. Bir şey beni tutarsa, araba olsun vapur olsun... (Gülüşmeler) Şanslı bir insan olduğumu düşünüyorum, lütuflar gelmiş yani.

Burçlar kuşağının en aşçı karakteri yengeçlerdir. Siz neler yapıyorsunuz mutfakta?
Deneysel yemekler yapıyorum. Kimine göre rezaletim. (Gülüşmeler) Lezzet ne çağrıştırıyorsa onu yapıyorum. Kafamda huni ile yemek yapıyorum yani. En son bir arkadaşım hiçbir yaptığımı beğenmedi. Ağzına bile sürmedi.

Diğer arkadaşlarınız çok nazikmiş!
(Kahkaha patlatıyor) Hay yaşayın! İkinci tabağı da alırlar. Her seferinde başka olur aynı yemek. Tatlı ve çikolata dalında obsesif bir insanım.

MTV'de klibi dönen ilk Türk kadını olarak Türk tarihinin altın sayfalarına geçer misiniz?
Umurumda mı acaba? Değil. Onunla da ilgili bir sürü polemik var, buna mı takacağım ya? Bana ne... Erdemleri olan iyi bir insan olmak yeter.

Bugünlerde nasıl bir ruh hali içindesiniz?
Ramazan dolayısıyla çok enteresan yolculukta ve Ramazan gemisinde ilginç sulara gidiyoruz.

Yengeçler tasarrufa yatkındır. Sizde öyle bir yan yok. Bence siz bir kere tasarrufu, yanlışlıkla ‘tasavvuf' diye okumuşsunuz. Nasıl bir ihtiyaç sizi bu denize bıraktı Deniz Hanım?
(Gülüşmeler) Ohooo. Öyle bir şey sordunuz ki dört günde anlatılmaz. Dine merakım vardı zaten. Ortaokulda sınava hazırlanırken çalışacağıma sabaha kadar namaz kılardım. Arayış döneminde medyumlara filan her şeye burnumu soktum. Turan Dursun okuduktan sonra "Kur'an'dan çok daha hümanistim." filan diyordum yani, düşünün. Üniversitede zıvanadan çıktım ve ‘La'nın pik noktasında duruyorum. Hayatımda her şey çok ters, tepetakla gidiyordu o zamanlar. Çok sevdiğim bir arkadaşım, ‘Kur'an'ı aklınla değil gönlünle oku.' dedi. ‘Ne diyor bu ya?' dedim ve Kur'an'ı aldım elime. Evden hiç çıkmadan her gün 70 sayfa mealinden okudum. Herhalde delirmek böyle bir şey. Kitap benimle konuşuyor gibiydi. Sonra birtakım olaylar beni Sahaflar'dan Şefik Can'ın şerh ettiği Mesneviler ile buluşturdu ve vapurda okumaya başladım. Gerisini hatırlamıyorum. Denizin üzerinde düştüm Mesnevi denizine. Her yerde okumaya başladım, delirdim.

Sizi çarpan şey Mesnevi'deki edebi cümleler mi oldu yoksa anlamları mı?
Kafamda bugüne kadar olmuş olan tüm sorulara öyle acayip cevaplar aldım ki! İnsan daha ne arar ki? Resmen beni kurtardı.

Tasavvuf merakı siz de ‘dervişim dermiişiim' modunda bir heves olmadı yani?
Ben sahteliğe de, modaya da karşı bir insanım. Hakkıyla yaşayamadığım gibi bir de oturup ‘Efendim ben tasavvufla ilgilendiğim dönemde..' gibi ahkam kesecek durumum yok. Olsa dükkan sizin. Şefik Can gibi çok tatlı bir kapıdan girdim. Kapısını çaldım diyeyim.

Kapısını çaldığınız tasavvufun hangi kapısındasınız; şeriat, tarikat, marifet, hakikat...
İkinci kapıdayımdır herhalde. Aslında hangi kapıda olduğumu bilecek bir insan değilim.

Brütüs'ün olduğu yerde Sezar'a hayat hakkı yoktur. Tasavvuf, dünyevi hasletlerinizden hangilerini öldürdü?
Geçen gün onu düşündüm. Ailemle buluşacaktım. Eskiden olsa beni çağırmadan gittiler diye burunlarından getirir, arıza çıkarırdım. O an için öfkemi, bencilliğimi yendim.

Semazenlik yapıyor musunuz?
Evet ders aldım, dönüyorum. Sanatla uğraşanların ego ile problemleri var. Bu tür şeylerin oradan buradan patlamasından korkuyorum. Bilinmesini istemiyorum bunların.

‘Hac, bugünlerde sosyete modası olduğu için gitmiyorum.' demiştiniz. Ya şimdi?
Her zaman gönlümde öyle bir istek var; ama Allah bilir. Sanırım birilerinin desteği gerekiyor. Giden dostlarımıza, "Bizden haber verin, bizi de çağırsın." diye selam söylüyoruz Efendimiz'e.


Divan-ı Kebir'den ve rubailerden söz yazıyorum

Son albümünüzün üzerinden iki yıl geçti. Yeni albüm için daha çok bekleyecek miyiz?
Şu an albüm üzerine çalışıyorum. Utanmadan, söz ve beste yazmaya da başladım. Beş-altı tane benden parça olacak. Şirketle de durumlar karıştı. Verilen sözlerin tutulmaması neticesinde sabır taşması yaşandı. Onu da değiştireceğiz sanırım. Birkaç ay evvel bir şey yaptık. Sonra da hepsinden vazgeçtim. ‘Niçin?' derseniz, içime sinmedi. Tekrar çalışmaya başladım. Zaman veririm; ama yalancı çıkarım diye korkuyorum. 2007'nin Mart-Nisan'ında çıkar inşallah.

13 yılda dört albüm çıkarmış Deniz Arcak mı söylüyor bunu?
Ben öyle kolay albüm çıkaramam. Ben altı ay önce bütün yapmak istediklerimden vazgeçmiş birisiyim. Belki beceriksizliğimdendir; ama oturup beğeneceğim şeyi çıkarmak için emek sarf etmem lazım. Beğenebilmem için artık yabancılaşmam lazım yani. İsmi ‘Biz' olacaktı, ama öyle bir albüm çıkmış, ‘pişti' oldu yani bizimkiyle.

Müziğinize ne kattı tasavvuf? Mevlâna hani, ‘Sözün, halin olmuşsa kanatlanırsın artık' diyor ya...
Ben oraya gelene kadar, elektrikler yoktu çalışamadım durumu yani... Bu bir öze yolculuk. Gençliğimde dangıl dungul bir insandım. ‘Ben böyleyim, yerse' durumunun ne kadar büyük bir hata olduğunu anladım. Oradan birebir alarak müzik yapmak yanlış. Kendimdeki yansımaları dile getirmeye çalışıyorum artık şarkılarımda daha çok. Divan-ı Kebir'den bir bölümü şarkı yapmaya soyundum. O kadar büyük bir şey ki elimi değdirmeye korkuyorum. Birkaç tane de rubaiyi uyarlamaya çalışıyorum.

Çok zor bir insansınız?
Ayyy. Kendime zor bir insan olsam gerek, çevreme değil de. Çevrem memnun olduklarını söylüyorlar, bilmem ne kadar doğru. (Gülüyor)

Son albümünüz Kıpır Kıpır'da MFÖ'den ‘Bazen'i söylemiştiniz. AGU'dan göz diktiğiniz bir şarkı olacak mı bu albümde?
Yok dikmedim. Çocukken de Fuat Güner hayranıydım, onun müziğinde beni cezbeden şeyler var. Onun solo albümünde Yaşım Onyedi diye bir şarkı var. (Mırıldanıyor) Ona hastayım. Onun süzgecinden geçmek çok zor... Fakat şunu söyleyeyim: Hayattaki en büyük klasik, samimiyet. Samimiyeti yakalarsan klasikleşmeyi de başarırsın. Bir şey samimi olmadığı zaman, onu arayan insanlar bittiğine karar veremiyorlar. Samimiyet de öyle tuhaf ki, bir yerinde ufacık bir benek olsa göze batıyor.

Felsefik bir akıl yürütmeyle klasikleşmemiş bütün şarkıcıları samimiyetsizlikle suçladığınızı söyleyebilirim...
Hiii! Olur mu öyle şey? Herkes kendi kabınca. Felsefe çürümeye mahkum bir şeydir efendim. Kafa patlatıp hemen çürütelim.

Her konserde düşüyormuşsunuz bir kez...
Evet ya, senede bir oluyor. Bu sene konser yok, düşmek yok! Her yerde sahneye çıkamıyorum. Ekstra denilecek işleri yapabilecek biri değilim, isteklere bire bir karşılık veremiyorum.

Turkuaz - Sayı: 234